Dr. Tuğba BAMYACIOĞLU
ORCID: 0000-0002-0366-6604
tugbabamyacioglu@gmail.com
ISBN: 978-605-71074-4-2
Yayın Tarihi: 06.10.2026
Doi: 10.5281/zenodo.23188461
Neo-liberalizm kavramı semantik olarak incelendiğinde kelime kökündeki “neo” yeni, güncel ve “modern versiyon” anlamlarına gelmektedir (Cambridge Dictionary, t.y.). “Liberal” ise İngilizcede liberty- özgürlük kavramından türeyen serbest, özgür anlamlarını ifade etmektedir. Fikir ve politikaların yaygın kullanım kalıbı olan -izm eki ise kavramı bir ideoloji yapmaktadır. Liberalizm; bireysel hak ve özgürlüklerin öne çıktığı, devletin bireyin özgürlüğünü koruması temeline dayanan geniş bir düşünce geleneğiyken (Britannica, t.y.) neoliberalizm ise liberalizmin özellikle piyasa ve ekonomi merkezli modern bir yorumunu ifade etmektedir.
Neoliberalizm, devletin ekonomik alandaki etkisinin sınırlı olması temelline dayanmaktadır. Bu ideolojiye göre ekonomi piyasası serbest bırakılarak kendi kendini düzenleyebilen bir mekanizma olmalıdır. Devletin ekonomik alandaki rolü piyasayı kuran, koruyan ve rekabet koşullarını güvenceye alan bir konuma oturtulmaktadır (Smith, 2026). Piyasaların serbestleştirilmesini, özelleştirme politikalarını ve bireysel sorumluluğu ön plana çıkaran bir ideolojidir (Venugopal, 2015). Kavram, hem serbest piyasa kurallarının hâkim olduğu, rekabeti ve uluslararası dolaşımı teşvik eden iktisat politikalarını hem de toplumsal ilişkileri, kurumları ve özellikleri yeniden biçimlendiren kapsamlı bir hegemonik ideolojiyi ifade etmektedir (Harvey, 2005). Bir başka deyişle piyasa odaklı mekanizmaların toplumsal ve siyasi yaşamda temel alınmasını savunmaktadır (Venugopal, 2015, s. 168).
Neoliberalizmin nasıl bir ortam veya aktörlerle ortaya çıktığı şöyle anlatılabilir: II. Dünya Savaşından sonra artan sosyal kalkınma çabaları ve devlet tarafından düzenlenmiş piyasa ekonomisi neoliberal ideologların istemediği bir düzen olmaya başlamıştır. Özellikle 1970’lerin sonunda, planlı ekonomik düzen ve komünist rejimler eleştirilir olmuştur (İnsel, 2004, s. 7-15). Ekonomi temelli politikalar; sınırlı devlet müdahalesi hatta yalnızca güvencesi, sermaye sahiplerinin yatırımı ve dolayısıyla istihdamı teşvik etmek için vergi indirimleri gündeme gelmiştir. Dolayısıyla neoliberal düşünce, tüketici özgürlüğü ve vergi indirimi gibi vaatlerle orta sınıfı etkilemiştir. Ancak esas olarak, 1960’lardan itibaren kar oranları düşen büyük sanayi sermayesinin ve serveti azalan mali sermaye çevrelerinin çıkarlarına cevap vermiştir. Bu kesimler ise zaten kapitalizmin yeniden düzenlenmesi gerektiğini ve geçerli politikaların artık işlevsel olmadığını düşünmekteydi. Piyasa ekonomisinin önündeki engeller hızla kaldırılmalı, girişimcilik güçlendirilmeli ve kapitalizmin devamı için devlet müdahalesi azaltılmalıydı. Zamanla bu görüşleri savunan çevreler etkili bir baskı grubu haline geldi ve neoliberal ideoloji de bu grupların taleplerini daha geniş bir ekonomik ve toplumsal program haline getirerek siyasallaştırmıştır (İnsel, 2004, s. 11-12).
Neoliberalizm pratikte güç ilişkilerini ve elitlerin egemenliğini pekiştiren bir dünya düzeni doğurmuş ve bu noktadan sonra da genellikle bir eleştiri çerçevesi olarak kullanılmıştır. Neoliberalizm politikaları paylaşımcı bir adalet anlayışını olumsuz gösterirken; gerçek adaletin yalnızca piyasa ekonomisinin işleyişi içinde mümkün olabileceğini savunmuştur. Neoliberal piyasa reformlarının, politik olarak güçlü ekonomik elitlerin çıkarlarını gerçekleştirme işlevi gören, kapitalist sınıfın gücünü yeniden tesis etmeyi amaçlayan siyasi bir proje olmuştur (İnsel, 2004, s.7-15). Böylece, ekonomik güce dayalı toplumsal hiyerarşiler meşru ve doğal bir düzen gibi sunulmuştur. Bunun yanında, tüketim toplumunun gelişmesi de bu ideolojinin tutunmasını kolaylaştıran zemin olmuştur. Bu süreçte bireyci değerler yaygınlaşmış; parti, sendika ve aile gibi geleneksel dayanışma yapıları ise aşınmıştır (İnsel, 2004, s. 11). Bir başka deyişle neoliberalizm, yalnızca bir iktisat doktrini olmanın ötesinde; bireyleri girişimci öznelere dönüştüren ve devlet yönetimini piyasa normlarına göre yeniden kuran bir “yönetimsellik- governmentality” biçimi olmuştur (Venugopal, 2015).
Herman ve Chomsky’nin propaganda modeli neoliberalizmin medya aracılığıyla nasıl tezahür ettiğini anlamaya yardımcı olmaktadır. Herman ve Chomsky (2012) büyük medya kuruluşlarının egemen ekonomik ve siyasal çıkarlarla uyumlu biçimde nasıl işlediğini açıklayan yapısal bir çerçeve sunmuştur. Modele göre haber üretimi; medya sahipliği, reklam gelirlerine bağımlılık, resmi ve kurumsal kaynaklara yakınlık, eleştirel söylemlere yönelik baskı mekanizmaları ve egemen ideolojik çerçeveler aracılığıyla yönetilmektedir. Bu modelden, medyanın neoliberal ideolojiyi bir başka deyişle piyasa merkezli düzeni ve mevcut güç ilişkilerini doğal, meşru ve alternatifsiz göstererek pekiştirilmesine katkı sağladığı sonucuna varılabilir.
Medya mülkiyetinin siyasi ve ideolojik bir sorun olarak tartışılması, güncel çalışmalarda da varlığını göstermektedir. Neoliberalizmin medyaya etkisi, medyada özelleşme, tekelleşme ve ticarileşmeyi artırarak, reklam ve karın önceliklendirildiği kamu yararının ise geri plana itilmesi olarak görülmektedir (McChesney, 2001). 1980’lerden itibaren birçok ülkede kamu hizmeti yayıncılığının ticari baskılarla yeniden biçimlenmesi, medya mülkiyetinin artan bir hızla tekelleşmesi ve iletişim altyapılarının özelleştirilmesi bu dönüşümün somut göstergeleri olarak örnek verilebilir (McChesney, 2001). McChesney (2001, s. 2008), bu süreci “medyanın özelleştirilmesi ve tekelleşmesi” olarak tanımlarken küresel iletişim şirketlerinin kamusal alanı nasıl tasfiye ettiğini ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır.
İnternetin ve dijital iletişim teknolojilerinin yaygınlaşması, başlangıçta kamusal ve demokratik bir alan umudunu beraberinde getirmiş olsa da zamanla neoliberal mantığın dijital alanda da hakimiyeti görülmüştür. Neoliberal ideolojinin dijital platformlar döneminde nasıl varlık gösterdiğini inceleyen güncel bir çalışma, ideolojinin sembolik ve duygulara hitap eden araçlarla toplumsal gerçekliği şekillendirdiğini savunmaktadır Palahuta (2025). Palahuta (2025) Google, Meta, Amazon vb. küresel teknoloji şirketlerinin egemen olduğu dijital ortamın, kontrolün, rıza üretiminin ve elit egemenliğinin baş araçları olarak işlev gördüğünü ve neoliberal değerlerin bireyler tarafından benimsenmesine hizmet ettiğini ileri sürmektedir.
Neoliberal ideolojinin hedeflediği bireyci ve rekabetçi bir toplum öznesi yaratma hedefinin güncel pratikler üzerinden nasıl işlediği güncel bir iletişim araştırmasında gösterilmiştir (Türken, Nafstad, Blakar, & Roen, 2016). Türken vd.’nin (2016) araştırması, yakın tarihli geçmişe sahip ekonomi temelli bir ideolojinin, günümüz iletişim ve medya pratiklerinde değişen form ve öğretilerle nasıl hala görünürlük ve meşruiyet elde ettiğini ortaya koyması bakımından önemli bir çalışmadır. Bu çalışmayla neoliberalizm kavramının, iletişim araştırmalarında hem ideolojik bir çerçeve hem de bir eleştiri referansı olarak nasıl işlev gördüğü anlaşılmaktadır. Bu nedenle iletişim araştırmalarında neoliberalizmi somut pratikler ve olgusal dönüşümler açısından incelemek daha çoğulcu, adil ve insan odaklı gereklilikleri algılamak açısından elzemdir.
Anahtar Kelimeler: Liberalizm, Neoliberalizm, Serbest Piyasa Ekonomisi.
Kaynakça
Cambridge University Press. (t.y.). Neo-. Cambridge Dictionary içinde. Erişim tarihi: 3 Haziran 2026, https://dictionary.cambridge.org/dictionary/english/neo
Harvey, D. (2005). A brief history of neoliberalism. Oxford, England: Oxford University Press.
Herman, E. S., & Chomsky, N. (2012). Rızanın imalatı: Kitle medyasının ekonomi politiği (2. bs.; E. Abadoğlu, Çev.). İstanbul, Türkiye: bgst Yayınları. (Özgün çalışma 1988 tarihlidir.)
İnsel, A. (2015). Neo-liberalizm: Hegemonyanın yeni dili (4. bs.). İstanbul, Türkiye: İletişim Yayınları.
McChesney, R. W. (2001). Global media, neoliberalism, and imperialism. Monthly Review, 52(10), 1–19. https://doi.org/10.14452/MR-052-10-2001-03_1
McChesney, R. W. (2008). The political economy of media: Enduring issues, emerging dilemmas. New York, NY: Monthly Review Press.
Palahuta, V. (2025). Neoliberalism as ideological infrastructure of modern society: A critical perspective. Newsletter on the Results of Scholarly Work in Sociology, Criminology, Philosophy and Political Science, 6(1), 16–29. https://doi.org/10.61439/ZXCV1234
Smith, N. (2026, 15 Mayıs). Neoliberalism. Encyclopaedia Britannica içinde. Erişim tarihi: 3 Haziran 2026, https://www.britannica.com/money/neoliberalism
Türken, S., Nafstad, H. E., Blakar, R. M., & Roen, K. (2016). Making sense of neoliberal subjectivity: A discourse analysis of media language on self-development. Globalizations, 13(1), 32–46. https://doi.org/10.1080/14747731.2015.1033247
Venugopal, R. (2015). Neoliberalism as concept. Economy and Society, 44(2), 165–187. https://doi.org/10.1080/03085147.2015.1013356
