Dr. Maşide KARACA
ORCID: 0000-0001-9776-3984
maside_krc44@hotmail.com
ISBN: 978-605-71074-4-2
Yayın Tarihi: 21.04.2026
Doi: 
10.5281/zenodo.19671803

Dijital medya ortamlarının sunmuş olduğu fırsatlarla birlikte, seslerin, görüntülerin kaydedilmesi sadece bilgiye erişimi sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda kültürel üretim, dolaşım ve tüketim süreçleri hakkında da bilgi edinmeyi kolaylaştırmaktadır. Teknolojinin bu denli yaygınlaşması, mobil cihazların günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesi, etkileşim temelli platformların çoğalması kişileri edilgen konumdan çıkararak aktif bir konuma getirdiği görülmektedir. Bu bağlamda yeni medya teknolojileri üzerinde şekillenen katılımcı kültür anlayışı, üretici-tüketici rollerinin iç içe geçtiği bir yapı içerisinde, dijital medya platformları aracılığıyla düzenli olarak okuyucu / izleyici etkinliklerinin oluşturulmasına karşılık gelmektedir (Driscoll & Gregg, 2011).

Terim olarak katılım, on yedinci yüzyılda görev, askeri, çatışma, yasal ya da ahlaki yükümlülük, istihdam ve bahis borcu gibi kavramlarla ilişkilendirilerek ortaya çıkmıştır. Sonraki süreçlerde yaşanan gelişmelerle birlikte katılım terimi, bireyler ile etkileşimde olan sosyal bir durumu ifade etmek amacıyla kullanılmaya başlanmıştır (Brodei, vd., 2013). Kültür kavramı ise, toplumların geçmişten getirmiş oldukları, kendi elleriyle oluşturdukları ve kuşaklara aktardıkları değerler bütünü olarak tanımlanmaktadır (Elden, vd., 2005).

İnternetin ortaya çıkışı ve hızlı gelişimi bir yandan büyük fırsatlar sunarken, diğer yandan bireylerin dijital dünyada var olma şekillerini ve süreçlerini de değiştirerek daha da belirgin hale getirmektedir. Bu durumda katılımcı kültürün ve medyanın dönüşümünün anlaşılmasını zorunlu kılmaktadır. Geleneksel medya araçları etkileşim ve analog düzeyi düşük araçlar olarak görülürken; internetin askeri alanlar dışında da yaygınlaşması, bilgisayar teknolojilerinin ilerlemesi, internet ağının geleneksel medya araçlarına dahil olması ve dijitalleşme gibi gelişmeler ile birlikte geleneksel medya dönüşüm yaşayarak yeni medya kavramını ortaya çıkarmış olduğu söylenebilir. Tüm bu gelişmelere paralel olarak izleyici / kullanıcı geleneksel medyada pasif bir konumda yer alırken; yeni medyada aktif bir rol üstlenen üretken bir konuma yerleştirilmektedir.

Bilgi ve iletişim teknolojisinin gelişimi, insanların tüketim alışkanlıklarını, yaşam tarzlarını ve eğlence biçimlerini değiştirmektedir. Bu dijital çağda, toplum giderek daha fazla aracılı hale gelmekte ve bu durum, eş zamanlı medya yakınlaşması ve çeşitlenmesinin daha yüksek seviyelerine paralel ilerlediğini göstermektedir. Dolayısıyla bu olgu, başlangıçta pasif olan medya izleyicisinin çok aktif hale gelmesine de yol açmaktadır. Jenkins ve arkadaşları (2015) bunu “katılımcı kültür” olarak adlandırmakta olup; 1) ifade ve bir şeye katılımda düşük engeller, 2) birinin yaratıcı olması için güçlü destek, 3) uzmandan amatöre gayri resmi mentörlük süreci, 4) üye katkılarının gerekli olduğu hissi ve 5) üyeler arasında sosyal bir ilişki olduğu hissi gibi özelliklerle karakterize etmektedir. Ayrıca Jenkins ve meslektaşları (2009) katılımcı bir kültürün 4 (dört) şey aracılığıyla sağlanabileceğini de belirtmektedir. Birincisi, genellikle çevrimiçi olarak yapılan resmi veya gayri resmi üyelik oluşumunu ifade eden bağlılık olmaktadır. İkincisi, diğer üyelerle bağlılık sürecinin bir sonucu olarak yeni yaratıcılığın oluşumunu ifade eden ifade yolu olmaktadır. Üçüncüsü, sorunları çözmek ya da yeni bilgi geliştirmek için izleyici ve ekip arasında işbirliğinden görülebilen problem çözme işbirliği yolunu ifade etmektedir. Dördüncüsü, belirli bir ortamda yeni bir bilgi akışının oluşturulmasını ve bilginin keskinleştirilmesini ifade eden dolaşım yolunu belirtmektedir.

Fusch (2015) katılımcı kültür kavramını; tüketicilerin, izleyicilerin, kullanıcıların, taraftarların ve hayran kitlesinin dijital ortamlarda içerik üretim süreçlerine katılarak kültürel üretimin bir parçası haline gelmelerini ifade eden bir terim olarak tanımlamaktadır. Delwiche ve Henderson’a göre (2013), katılımcı kültür dört tarihsel süreçte incelenmektedir. İlk süreç 1985-1993 yılları arasında internetin yalnızca askeri kurumlarda ve üniversite kampüslerinde ve forumların ilk biçimi olarak duyuru pano sistemlerinin (BBS-Bulletin Board System) kullanıldığı dönemi kapsamaktadır. İkinci süreç olarak, YAHOO, Google, Amazon, IMDB ve eBay’ın kendini gösterdiği “web uyanış” olarak da adlandırılan 1994-1998 yıllarını kapsamaktadır. Üçüncü dönem 1999-2004 yılları arasında Facebook, McSpace, Blogger gibi dijital medya platformlarının ortaya çıktığı ve “tuşlu yayıncılık” olarak adlandırılan dönemi içermektedir. Son dönem ise “her yerde hazır ve nazır bağlantılar” olarak nitelendirilen 2005-2011 yılları arasını kapsamakta olup; bu dönemde katılımcı kültür kavramı hakkında okuyucunun fikir sahibi olmasının yanı sıra, bu fikrin tartışıldığı bir dönemi içermektedir.

Yukarıdaki açıklamalar göz önüne alındığında katılımcı kültürün uygulama alanlarını şu şekilde sıralamak mümkündür:

Sosyal Medya Platformları: Bu platformlar yeni medyanın daha fazla yayılabilirliğini sağlayarak, kullanıcılar tarafından içeriği oluşturulan, kısa zamanda ve kolay bir biçimde bir çok kişinin bu içerikleri paylaşıp görebileceği sanal topluluklar olarak adlandırılmaktadır. Dolayısıyla dinamik yapısı sayesinde yeniliklere açık olması, her kullanıcısını birer içerik üreticisine dönüştürmekte; böylece içerik üretimini kolayca oluşturabilen aktif kullanıcılar, bu platformların katılımcı kültürünü oluşturmaktadır (Koç, 2020). Rahimah ve arkadaşları (2021) sosyal medya aracılığıyla oluşan üç katılımcı kültür modeli olduğunu belirtmektedir. Bunlar; 1) bilgiye erişim ya da içerik üretme kapsamında “takdir odaklı katılım”, 2) öz varoluşu iyileştirmek için tüketici-üretici faaliyetlerine katılma çerçevesinde “varoluş odaklı katılım”, 3) sadece zevk amacıyla gerçekleştirilen tüketici-üretici faaliyetleri kapsamında “zevk odaklı katılım” oluşturmaktadır.

Dijital Aktivizm ve Toplumsal Hareketler: Geleneksel medya araçları ve yeni medya platformlarının iç içe geçmesiyle bu araçların algoritmalarla şekillenmiş olan toplumsal bilinç üzerinden yönlendirici işlev üstlendiği söylenebilir. Toplumlar, bireyler, gruplar artık dijital platformlar aracılığıyla kamuoyu oluşturmaktadır. Böylece dijital medya ifade özgürlüğünü genişleterek toplumsal kutuplaşmaları derinleştirmektedir. Bu noktada dijital aktivizm kavramı öne çıkmakta olup; geleneksel ve dijital sosyal aktiviteyi yöneten sorumlu bir yapı oluşturmaktadır (Arkcı& Bayrak, 2025). Dolayısıyla dijital aktivizm, önemli ölçüde katılımcı kültürün sunmuş olduğu içerik üretme ve dolaşıma sokma fırsatları üzerinden şekillendiği vurgulanabilir.

Hayran Kültürleri: Hayran olma ya da fan olma (fandom) kavramı, birine ya da bir şeye tutkulu bir beğeni duygusu oluşturma, o kişiyi takdir etme gibi anlamlar içermektedir. Jenkins’e göre (2006) hayranlık, bir programın düzenli izleyicisi olmanın yanı sıra, programın kapsamı hakkında düşünce ve duyguları diğerleriyle paylaşarak, ortak ilgilerin oluşturduğu topluluğa dahil olma olarak ifade edilmektedir. İnternetin gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle kullanıcı/izleyici, herhangi bir dijital medya platformu üzerinden görüşlerini paylaşmakta, üretim yapmakta ve fan sayfaları oluşturmaktadır. Dolayısıyla bireyler, aktif katılımcılar olarak gerek üretici gerek tüketici konumunda olmaktadır (Herbig & Herrmann, 2016).

Sonuç olarak katılımcı kültür, dijital medya ekosisteminde bireyleri sadece içerik üreten pasif alıcılar olmaktan çıkarmakta olup; üretim, anlamlandırma ve dolaşım süreçlerinin etkin bileşenleri haline getirmektedir. Hayran toplulukları, dijital aktivizm pratikleri ve sosyal medya platformları aracılığıyla kullanıcılar hem kolektif kimlikler inşa etmekte hem de kültürel üretime katkı sunmaktadır. Dolayısıyla katılımcı kültür, sadece teknolojik bir dönüşümü değil, bununla birlikte kültürel güç ilişkilerinin de yeniden yapılandığı bir iletişim modelini vurgulamaktadır.

Anahtar Kelimeler: Katılımcı Kültür, Sosyal Medya, İletişim.

Kaynakça

Arkcı M. E. & Bayrak T. (2025). Dijital kamusal alanda vegan aktivizm: Katılımcı Kültür ve Kurban Bayramı söylemleri üzerine bir inceleme. Medya ve Kültürel Çalışmalar Dergisi, 7 (2), 100-119. https://doi.org/10.55055/mekcad.1741439

Brodie, J., vd. (2013). “Consumer Engagement in a Virtual BrandCommunity: An Exploratory Analysis.” Journal of Business Research, 66(1), 105-114.

Delwiche, A. &Henderson, J. J. (2013). Introduction: What is participatoryculture. A. Delwiche ve J. J. Henderson (Ed.), The participatoryculturehandbook (1. baskı) (s. 3-10). Routledge.

Driscoll, C., &Gregg , M. (2011). Convergencecultureand the legacy of feminist culturalstudies. CulturalStudies, 25(5), 574.

Elden, M., Ulukök, Ö. &Yeygel, S. (2005). Şimdi Reklamlar…. İstanbul: İletişim Yayınları.

Fuchs, C. (2015). Dijital Emek ve Karl Marx. Çev. Tahir Emre Kalaycı, Senem Oğuz. 1. Baskı Ankara: Notabene Yayınları.

Herbig, A. &Herrmann, A. F. (2016). PolymediatedNarrative: The Case Of The SupernaturalEpisode Fan Fiction. http://ijoc.org/index.php/ijoc/article/ view/4397/15.01.2019.

Jenkins, H. (2006). Convergence Culture: Where Oldand New Media Collide. New York: University Press.

Jenkins, H., Ito, M., & boyd,  danah. (2016). Participatory Culture in a Networked Era: A Conversation on Youth, Learning, Commerce, and Politics. Polity.

Koç, N. E. (2020). Sosyal medya, katılımcı kültür ve kitle çevirisi. RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi(Ö8), 905-927. https://doi.org/10.29000/rumelide.822087

Rohimah, A., Sugihartati, R., Isnaini, S., & Hakim, L. (2021). Virtual Communication: Muslim Foodgram Participation Culture. Jurnal Komunikasi, 13(2), 163-183. https://doi.org/10.24912/jk.v13i2.10106