Dr. Rufen ORAL
ORCID: 0000-0001-7400-3747
rufenoral@hotmail.com
ISBN: 978-605-71074-3-5
Yayın Tarihi: 31.12.2025
Doi: 10.5281/zenodo.18115286
Bana acıyla ilişkini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!
Ernst Jünger
Acı iyileştirici gücünü hiç ummadığımız bir yerde gösterir.
Martin Heidegger
Palyatif Latince kökenli, “manto” anlamına gelen Pallium ve bundan türeyen “paltoyla örtmek” anlamına gelen “palliare” sözcüklerinden türetilmiştir. Tıp literatüründe kullanılan palyatif sözcüğü, asıl anlam olarak hastalığın kökeninin tedavisinin yapılamadığı durumlarda hastanın şikayetlerini ve acılarını geçirmeye yönelik yapılan tedaviyi tanımlamaktadır (Han, 2022a).
Palyatif sözcüğünün Türk Dil Kurumundaki tanımı ise “geçici” anlamına gelmektedir (sozluk.gov.tr). Sosyal bilimlerde günümüz toplumlarını tanımlamada kullanılan güncel kavramlardan biridir. Güney Kore’li yazar, filozof ve kültür kuramcısı Byung-Chul Han tarafından yazılan “Palyatif Toplum Günümüzde Acı” (2022) kitabı ile bu kavram anlam ve önem kazanmıştır.
Han, günümüz toplumlarını anlatırken ve tanımlarken farklı kavramlar kullanmıştır. Bunlar arasında: Yorgunluk Toplumu, Olumluluk Toplumu, Enformasyon Toplumu, Şeffaflık Toplumu ve son olarak Palyatif Toplum kavramı yer almaktadır. Han, günümüz toplumunu irdelerken toplumsal yapının değişimi ve dönüşümünde birçok faktörden söz etmektedir. Palyatif toplumun oluşmasında ise başat faktörler arasında dijitalleşme ve sosyal medyanın önemli bir rolü bulunmaktadır.
Palyatif toplumda hâkim olan paradigmayı acı kavramı üzerinden anlatan Han’a göre bir toplumu anlamanın yolu, insanların acıya karşı duruş ve tavrından anlaşılabilir. Acıyı, toplumsal yapıyı görmek ve anlamak için kapıları açan anahtarın bir şifresi olarak nitelendirirken, acının yalnızca tıbbın içinde bir kavram olarak görülmesi durumunda ise anlama niteliklerinin göz ardı edilmiş olacağını vurgulamaktadır (Han, 2022a, s.13).
Palyatif toplumda hâkim olan algofobi, bireyin yaşayabileceği acıyı her yönüyle dışlamaktadır. Algofobi: “acı çekmekten korkma, aynı zamanda acı verici duyum meydana getirebilecek her şeye karşı duyulan aşırı bir korku” (Vikisözlük,t.y.) olarak tanımlanmaktadır.
Algofobi toplumun her mecrasında hâkimdir ve sürekli anesteziye yol açmaktadır. Toplumda acının toleransı giderek düştüğü için her türlü acıdan kaçınılmaktadır. Öyle ki, artık aşk acısına bile şüphe ile bakılmaktadır. Siyasette bile palyatif demokrasi yapısı oluşmaya başlamıştır. Her şeyin üzeri örtülmeye çalışılır. Zîra palyatif siyasetin acıya cesareti yoktur (Ehrenreich’dan akt. Han, 2022a, s.13).
Günümüz toplumlarında algofobinin-acı korkusunun temelinde paradigma değişimi yer almaktadır. Nitekim pozitif psikoloji ve olumluluk toplumu, her türlü olumsuzluktan kaçmayı ve kurtulmayı gerektirir (Illouz&Cabanas’dan akt. Han, 2022a, s.14).
Toplum öyle bir hâl almıştır ki, her tür olumsuzluktan kurtulmaya çalışan bir olumluluk toplumu ortaya çıkmıştır. Acı ise olumsuzluğun bizzat kendisidir. Psikoloji bilimi de bu paradigma değişiminden yana bir yol izleyerek ‘acı çekme psikolojisini yani negatif psikolojiyi terk etmiştir. Buna karşılık sağlık, mutluluk ve iyimserlikle ilgilenen pozitif psikoloji tercih edilmiştir (Ehrenreich’ten akt. Han, 2022a, s.14).
Palyatif toplumda acı, bir zayıflık olarak görülmekte ve gizlenmesi ya da optimize edilmesi gerekmektedir. Acı kendini ifade edebilmekten yoksun bırakılmıştır. Palyatif toplum aynı zamanda performans toplumudur. Han bu konuda palyatif toplumu “beğendim” toplumu olarak açıklamaktadır. Beğeni çılgınlığına kapılan toplumda “like” adeta ağrı kesici etkisindedir (Han, 2022a, s.15). Nitekim sosyal medyada beğeniyorsam, beğeniliyorsam ve görülüyorsam varım düşüncesi gittikçe yaygınlaşmaktadır.
Palyatif toplum aynı zamanda bir “beğendim” toplumudur da. Bir beğeni çılgınlığına kapılmıştır. Her şey beğeni kazanana kadar düzleştirilir. “Like” günümüzün imi, hatta ağrı kesicisidir. Sadece sosyal medyaya değil, kültürün bütün alanlarına hakimdir. Sadece sanat değil, bizzat hayat instagramlanabilir olmak durumundadır; yani acı verebilecek keskin kenarlar, uçlar, çatışmalar, çelişkiler giderilmiş olmalıdır. Acının arındırıcı olduğu unutulur. Acı katartik bir etki gösterir. Beğeni kültürü katharsis imkânından yoksundur. Bu da insanların beğeni kültürünün yüzeyi altında biriken olumluluk cürufunda boğulmasına yol açar (Han, 2022a, s. 15)
Palyatif toplumda sürekli etkisini gösteren anestezi dünyayı gerçekliğinden soyutlamaktadır. Dijitalleşme, bu minvalde bir tür anestezi uygulamasıdır. Dolayısıyla bu süreçte dijitalleşme giderek direnci azaltmakta ve direnende karşıdakini giderek yok etmeye yönelmektedir. Süreklilik arz eden like/beğendim bir körelmeye ve buna bağlı olarak da acı gerçekliğinin ortadan kalkmasına yol açmaktadır. İletişimin ortaya çıkardığı gürültü nedeniyle farklı şeyler ya da hiç görülmeyenler engellenir ve aynının tekrarı ile palyatif bir rahatlık sağlanır. Burada acıya yer olmaz çünkü iletişimin hızı acıyı dışlamıştır. İletişim aynılarla, tekrarlarla hız yönüyle zirveye ulaşır. İletişimi hızlandıran ise like/beğendimdir (Han, 2022a, ss.43-48). Öte yandan Han, sosyal medyanın vazgeçilmezi beğen eylemini kilisede dua edenlerin amin hareketine benzeterek teknolojinin yeni bir tinsel oluşuma yol açtığını, esasında dijital teknolojinin sözde özgürlük vâdederken ortaya çıkardığı esareti “bizler, bugün özgür olduğumuzu düşündüğümüz dijital bir mağarada esiriz. Dijital ekrana bağlanmışız” şeklinde açıklamaktadır (Chul Han, 2022b, s. 60).
Beğenilirlik kültürünün, kültürün ekonomikleştirilmesine ve metalaştırılmasına dayandığını belirten Han, bu iki faktörün birbirini güçlendirdiğini toplumda sanat ve tüketim alanlarının birbirine karıştığını, sanatın tüketimi kullanarak beğenilirliğin amaçlandığını ifade etmektedir. Sanatın, hâkim düzene yönelik karşı anlatı rolünde yer alan acının, olumsuzluğu ile farklılık kattığı palyatif toplumda beğenilirliğin ise aynı şeylerin devamını ortaya çıkardığını söylemektedir (Han, 2022a, s.16-17). Günümüzde sanat sansasyonel olmak uğruna aynılarla ve tekrarlarla çoğalan çöp yığınları ortaya çıkararak hiçbir yere gönderme yapmamakta ve âdeta bir sahte-göstergeye dönüşmektedir (Kurtyılmaz, 2023, s.91).
Han, palyatif toplumunun oluşmasında önemli bir yer tutan algofobi ve acı kavramlarını birçok yönüyle irdelemektedir. Bunları da şöyle sıralamaktadır:
- Algofobi acı korkusu
- Mutluluk zorlaması
- Hayatta kalma
- Acının anlamsızlığı
- Acının kurnazlığı
- Hakikat olarak acı
- Acının poetiği
- Acının diyalektiği
- Acının ontolojisi
- Acının etiği
- Son insan
Acının, insan hayatının kaçınılmaz ve yadsınamaz bir gerçeği olduğunu vurgulayan Han, son olarak acıyı ölümle ilişkilendirir. Acıyı yok etme düşüncesinin ölümü de yok etmeye götüreceğini ancak bunun insanî bir hayatla örtüşemeyeceğini belirtir. Nitekim sürekli mutluluk içerisinde acısız bir hayat, insana ait bir hayat olmayacaktır ve olamayacaktır (Han, 2022a, s. 70).
Günümüz palyatif toplumunda sonlu hayatı sonsuz gibi yaşamak isteyen insanoğlu hayatın olağan akışında şimdilik sadece acıyı yoksayarak ve yadsıyarak ondan kaçmayı başarabilse de, ölüm gerçeği olduğu sürece acının (acı) gerçekliğini tamamen ortadan kaldıramayacak gibi görünüyor.
Anahtar Kelimeler: Palyatif Toplum, Acı, Algofobi, Dijitalleşme, Sosyal Medya.
Kaynakça
Han, B. C. (2022a). Palyatif Toplum Günümüzde Acı, Çev. Haluk Barışcan, İstanbul, Metis Yayınları.
Han, B. C. (2022b). Enfokrasi, Dijitalleşme ve Demokrasinin Krizi. Mustafa Özdemir (Çev.). Ketebe Yayıncılık.
Kurtyılmaz, D. (2023). Huzursuzlukla Uyum Sağlama Arasında Bir Gerilim Olarak Avangart Sanat ve Geleceğin Suçları.) Sinema Felsefesi içinde, (Ed., Enderhan Karakoç&Onur Taydaş) 77-111.
Türk Dil Kurumu Sözlükleri.(2025).https://sozluk.gov.tr/adresinden 10.09.2025 tarihinde erişilmiştir.
Vikisözlük.(2025).https://tr.wiktionary.org/wiki/algofobi adresinden 10.09.2025 tarihinde erişilmiştir.
