Dr. Maşide KARACA
ORCID: 0000-0001-9776-3984
maside_krc44@hotmail.com
ISBN: 978-605-71074-4-2
Yayın Tarihi: 20.04.2026
Doi: 10.5281/zenodo.19671631
Gelişen iletişim ve bilgi teknolojileri, bireylerin günlük yaşam pratiklerinde değişikliğe sebep olurken; kişisel verilerin üretilmesini, dolaşımını ve saklanmasını da köklü biçimde dönüştürmektedir. Özellikle sosyal medya kullanımı ve internetin yaygınlaşmasıyla birlikte kişisel bilgilerin özel ve kamusal alan arasındaki sınırları belirsizleşmiş, bireylerin çevrimiçi davranışları sürekli olarak izlenebilir hale gelmiştir. Bu dönüşümün, mahremiyet kavramının yeniden tanımlanmasını zorunlu kıldığı görülmektedir. Bu bağlamda Giddens (2018) mahremiyeti, modern dünyanın bir baskı unsuru olarak görmektedir.
Mahrem kavramı, Arapça kökenli olup, haram kelimesinden türetilmekte ve “yasaklanan şey ve helal olmayan” olarak tanımlanmaktadır (Öğüt, 2003). 16. ve 17. yüzyıllarda görünürlük kazanan bir kavram olan mahremiyet, iki temel tanıma dayanmaktadır. Bunlardan ilki, kişinin bir başka kişi ya da kişilerin müdahalesiyle karşı karşıya kalmadan yaşam biçimini seçme hakkı olarak ifade edilmektedir. Diğer bir tanım da ise mahremiyet, kişinin sahip olduğu bilgileri diğer kişilerle paylaşmamasından doğan özgürlüğünü korumak istemesi hakkı olarak tanımlanmaktadır (Mugabgib, 2008). Ayrıca mahremiyet, bireyin sahip olduğu kişisel bilgiler üzerinde kontrol sahibi olması; bu bilgilere kimin erişebileceğine, bilgilerin nasıl kullanılacağına ve başkalarıyla paylaşılıp paylaşılmayacağına karar vermesi anlamına gelmektedir (Öğüt, 2003). Dijital mahremiyet ise, kişinin çevrimiçi ortamlar aracılığıyla paylaştığı etkileşim, içerik ve bilgilerin kontrolü olarak tanımlanmaktadır. Daha geniş bir ifadeyle bireylerin dijital ortamlarda hangi kişisel verileri kimlerle paylaşıp paylaşmayacağını, nasıl hareket edeceklerini ve bu verilere ne ölçüde erişileceğine karar verme hakkı olarak ifade edilmektedir (Ahmadon, vd., 2025).
Dijital Mahremiyet ve Boyutları
Dijital mahremiyetin ortaya çıkışı, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve bu teknolojilerin toplumsal yaşamda yaygın bir şekilde kullanılmaya başlamasıyla doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda Alan Westin (1967) Privacy and Freedom (Mahremiyet ve Özgürlük) adlı eseri ile bilgi mahremiyetini vurgulayarak; mahremiyeti, “kişilerin başka bireylere ne zaman, ne ölçüde ve nasıl ulaşacaklarını belirleme hakkı” olarak tanımlamaktadır. Arthur R. Miller tarafından (1971) yazılan The Assault on Privacy adlı çalışma da ise yazar mahremiyeti, “kişilerin sahip olduğu bilgileri kontrol etme” olarak ifade etmektedir.
Geleneksel mahremiyet, kişinin özel yaşam alanlarını ve fiziksel sınırlarını korumaya ilişkin bir kavram olarak ifade edilirken; dijital mahremiyet ise, kişinin çevrim içi ortamda görünürlüğünü denetleyebilme yetisiyle ilgili bir kavram olarak tanımlandığı söylenebilir. Teknolojinin günden güne gelişmekte ve değişmekte olması beraberinde insani ilişkileri ve davranışları da değiştirmektedir. Dolayısıyla McLuhan ve Powers’a göre (2020), bireylerin kendi elleri ile geliştirmiş olduğu teknolojiler bir süre sonra kontrollerinden çıkarak toplumu ve bireyleri de dönüştürmeye başlayacaktır. Dijitalleşme ile birey hem izleyici hem dinleyici konumunda var olmaktadır (Castell, 2016). Özellikle internetin gelişmesiyle çevrim içi hizmet sağlayıcıları, arama motorları, sosyal medya platformları kişisel verilerin hızla çoğalmasına neden olmuş ve mahremiyetin sınırlarını giderek belirsiz hale getirmiştir.
1990’lı yıllarda internetin yaygınlaşması bu kavramı ayrı bir kavramsal çerçevede değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır. Modern çağda bilgi ve iletişim teknolojileri, şahsi mahremiyeti ortadan kaldırarak, kişinin sürekli gözetlenerek incelenmesine sebep olmaktadır. Dolayısıyla mahremiyet kavramı, artık durağan olmayıp akışkan bir kavram haline gelmekte ve bireylerin gözetlenmekten kaçınma şanslarını yitirmesine yol açmaktadır (Castell, 1996). Örneğin, mobil uygulamaları aracılığıyla kullanıcıların verileri toplanmakta ve dolayısıyla bu durum, mahremiyetin sınırlarını daraltmaktadır (Arık, 2018).
Dijital mahremiyet, dijital iletişim araçları aracılığıyla yayınlanmış olan ve paylaşılmış olan kişisel verilerin korunma süreci olarak tanımlanmakta olup; bu veriler; banka hesapları, iş ve adres bilgileri, cep telefonları, kişisel fotoğraf, bilgisayar ve diğer iletişim araçlarındaki tüm verilerden meydana gelmektedir (Miller, 1971).
Dijital mahremiyet tek boyutlu bir kavram olarak değil; kişinin dijital ortamdaki varlığını çok yönlü kuşatan çok katmanlı bir yapıya sahip olan bir kavram olarak değerlendirmek mümkündür. Buradan hareketle çevrimiçi ortamlarda mahremiyetin çok boyutlu niteliği olarak şu boyutlar verilebilir:
- Bilgi mahremiyeti: Bireylerin, kurumların ya da grupların sahip oldukları bilginin ne ölçüde, nasıl ve ne zaman başkalarına aktarabileceklerini kendilerinin belirleme hakkı olarak, bilgiyi kontrol etme hakkını içermektedir. Dolayısıyla kişisel verilerin korunmasını kapsamaktadır (Westin, 1967; Tanılır, 2002).
- Kimlik mahremiyeti: Ağ teknolojileri, bilginin nasıl aktığını ve insanların bilgiyle ve birbirleriyle nasıl etkileşim kurduğunu yeniden düzenlemektedir. Bu bağlamda, “ağ toplumları / kamuları”, bireyleri sürekli görünür kılarak, bireylerin kimlik sunumunu dönüştürdüğü kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu da dijital mahremiyetin kimlik mahremiyeti boyutunu oluşturmaktadır. Kimlik mahremiyeti, kişinin dijital ortamlarda yanlış temsil edilmemesini, gerçek kimliğinin korunmasını kapsayacak şekilde kişinin, bu ortamlardaki temsilini kontrol edebilme hakkı ile doğrudan ilişkili olmaktadır (Body, 2010).
- İletişim mahremiyeti: Küreselleşmenin beraberinde getirdiği iletişim teknolojilerinin değişimi bireylerin de yaşam biçimlerini değiştirerek daha önce bireyin mahrem olarak tuttuğu, paylaşılması özel ve gizli olan fotoğraf, yazışma, belge ve tüm veriler birey tarafından günümüzde çevrim içi ortamlarda sergilenmeye başlanmıştır (Aydemir, 2021). Dolayısıyla kişilerin çevrim içi ortamlarda yapmış oldukları bu paylaşımlar gizlilik meselesini ortaya çıkarmaktadır (Eroğlu, 2018). Bu verilerin üçüncü kişiler tarafından kayda alınmaması ve izlenmemesi durumu dijital mahremiyetin iletişim mahremiyeti boyutunu oluşturmakta ve ifade özgürlüğü ile doğrudan bağlantılı dijital hak olarak değerlendirilmekte olduğu söylenebilir.
Anahtar Kelimeler: Mahremiyet, Dijital Mahremiyet, Teknoloji.
Kaynakça
Ahmadon, M. A., vd. (2025). Digital Privacy: Trends, Challenges, and the Future. IT Professional, 27(3), 69-77. DOI:10.1109/MITP.2025.3546433
Arık, E. (2018). Dijital Mahremiyet Yeni Medya ve Gözetim Toplumu. Konya: LiteratürkAcademia.
Aydemir, A. (2021). Mahremiyetten Rızaya Dijital Albümler ‘Instagram Örneği’. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi, 4, 115-140.
Boyd, D. (2010). “Social Network Sites as NetworkedPublics: Affordances, Dynamics, and Implications.” In Networked Self: Identity, Community, andCulture on Social Network Sites (ed. ZiziPapacharissi), pp. 39-58.
Castells, M. (1996). The Rise of the Network Society, (The Information Age: Economy, SocietyandCulture), USA, MA: BlackwellPublishers, Inc
Castells, M. (2016). İletişimin Gücü. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
Eroğlu, Ş. (2018). Dijital yaşamda mahremiyet (gizlilik) kavramı ve kişisel veriler: Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü öğrencilerinin mahremiyet ve kişisel veri algılarının analizi. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 35(2), 130-153.
Giddens, A. (2018). Mahremiyetin Dönüşümü. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.
Mugabgib, N. (2008). MakhatirAlmaelumatiaWalantarnit (TR: Bilişim ve Internet Tehlikeleri), Beyrut: Al-Halabi Hukuk Yayınları.
Miller, A. (1971). The Assault on Privacy: Computers, Data Banks, andDossiers. AnnArbor: Universit of Michigan Press.
McLuhan, M., & Powers, B. R. (2020). Global Köy: 21. Yüzyılda Yeryüzü Yaşamında ve Medyada Meydana Gelecek Dönüşümler. (B. Ö. Düzgören, Çev.) İstanbul: Scala Yayıncılık.
Nissim, K. &Wood, A. (2018). Is privacyprivacy?. PhilosophicalTransactions of the RoyalSociety A: Mathematical, Physicaland Engineering Sciences, 376 (2128), 1-17. doi:10.1098/rsta.2017.0358.
Öğüt, S. (2003). “Mahrem”, TDV İslâm Ansiklopedisi, 27, 388-389, Ankara: İslam Araştırmaları Merkezi.
Tanılır, M. N. (2002). İnternet suçları ve bireysel mahremiyet. Ankara: Liberte Yayınları.
Tiwari, R. (2024). Digital privacyand data protection in the age of surveillance. International Journal of Law, JusticeandJurisprudence, 4(2), 195-200. DOI: https://doi.org/10.22271/2790-0673.2024.v4.i2c.139.
Westin, A. (1967). PrivacyAndFreedom, New York: Atheneum.
