Dr. Rufen ORAL
ORCID: 0000-0001-7400-3747
rufenoral@hotmail.com
ISBN: 978-605-71074-4-2
Yayın Tarihi: 21.04.2026
Doi: 
10.5281/zenodo.19672033

Latince kökenli toxic terimi tıp dilinde kullanılan bir sözcüktür. Tıbbi anlamı zehir, Toxic(o), zehirli demektir (Tıp Terimleri Sözlüğü, t.y.). Türk Dil Kurumu Sözlüğünde ise toksik kelimesi, “1. sağlığa zararlı, 2. zehirli, 3. toksik maddeye bağlı olan” şeklinde açıklanmaktadır (TDK, t.y.).

Tıbbi ve patolojik anlamda kullanılan toksik sözcüğü; günümüzde aynı zamanda, toplumsal hayatta insânî ilişkilerde ortaya çıkan ve sonuçları itibarıyla sosyo-psikolojik yönden zararlı olan ya da zarar veren bir ilişkiyi tanımlamada, iletişim sözcüğü ile birlikte toksik iletişim/zehirli iletişim şeklinde kullanılan bir terimdir.

Toplumsal hayatta bir arada yaşayan veya farklı nedenlerle, hatta zorunluluklar sebebiyle bir araya gelen insanlar her zaman uyum içinde olmayabilirler. Tartışmalar, çatışmalar hatta anlaşmazlıklar ortaya çıkabilir. Bireyler bu durumda iknâ ve savunma mekanizmalarını kullanabilir ve sürekli olarak birbirlerini etkilemek isteyebilirler (Güney, 2017, s. 159). Günümüzde dijital iletişim çağında yüz yüze iletişim ve kişilerarası ilişkiler artık daha çok sosyal medya mecraları üzerinden sürdürülmektedir. İletişimin yön değiştiren bu boyutu ile artık tartışmalar, çatışmalar, etkileme ve etkilenme gibi durumlar da bu sanal ortamlar üzerinde dah çok gerçekleşmektedir. Birey sanal ortamdan gerçek ortamlara geçişte ise gerek kişisel gerekse iş ilişkilerinde sağlıklı iletişim kurmakta zorlanabilmektedir.

İnsanlar elbette bireysel ve sosyal hayatlarında sağlıklı bir iletişim içerisinde olmayı isterler. Ancak bu çeşitli sebeplerle her zaman mümkün olmayabilir. İletişimin sağlıksız bir şekle dönüşen bu boyutu alanyazında toksik (zehirli) iletişim olarak adlandırılmaktadır. Dolayısıyla tıpkı vücuda alınan zararlı bir maddenin olumsuz etkisi gibi birey zehirli bir ortamda bulunarak maddeyi doğrudan almadan da zehirle etkileşime geçer. Toksik iletişimde de iletişim ortamındaki olumsuz ve yıkıcı davranışlar, dedikodu ve söylentiler bireyi olumsuz etkiler. Özellikle kurumlarda informal iletişim ağlarında ortaya çıkan toksik iletişim, iletişim sürecini yıpratır (Eğinli ve Bitirin, 2008, ss. 124-125). Çalışma hayatında kişilerarası ilişkilerde iletişim sürecini olumsuz etkileyen negatif davranışlar ortaya çıkabilir. Alanyazında bu davranış şekli ise toksik davranış olarak adlandırılmaktadır (Bektaş ve Erkal, 2015, s. 9). Toksik davranışların ve toksik iletişimin önüne geçebilmenin yolu kurum içerisinde ast-üst ve çalışanlar arasında sağlıklı iletişimin gerçekleşmesi ile sağlanabilir. Böylece hem çalışanların birbirlerini daha iyi anlamaları ve tanımaları hem de sorunların daha etkin çözümlenmesi sağlanır (Güney, 2017, s. 222).

Gündelik hayatta toksik ebeveynler, toksik arkadaşlar, toksik komşular, toksik kurumlar ve yöneticiler/patronlar gibi toksik iletişim kapsamında birçok tanımlama yapılmakta ve bu konu akademik çalışmalarda yer almaktadır. Frank Furedi’nin Korku Kültürü (2017) adlı kitabındaki toksik ilişkilerle ilgili açıklamaları ise oldukça dikkat çekicidir.

Yazar bu konuya ilişkin açıklamalarında; Amerika’da kullanılan toksik aileler terimi ile tehlikeler konusundaki sınırsız hayal gücümüzün teknik konuları aşarak artık toplumsal ilişkiler alanını da etkilediğini belirtmektedir. İnsan ilişkilerindeki tehlikelere dair korkuların yapısının ve dinamiğinin de, çevre ve teknoloji tartışmalarındaki korkulara oldukça benzediğini söylemektedir (Furedi, 2017, s. 73).

Susan Forward da Toksik Ebeveynler (1990) adlı kitabında; ebeveynlerin kötü olmasının sonucunu “asla hayal edemeyeceğiniz biçimlerde hayatınızı işgal eden yabancı otlar”a benzetmektedir. Forward bu zararlı ana-babaları ifade etmek için aklından sürekli toksik sözcüğünün geçtiğini ifade ederek, bu ebeveynlerin neden olduğu zararları da tıpkı kimyasal toksinler gibi çocuğun benliğine geçip yayıldığını çocuk büyüdükçe onunla birlikte büyüdüğü şeklinde yorumlamaktadır (Forward, 1990, s.5-6).

Furedi’ye göre Forward, biyolojik ya da kimyasal toksinlerden insânî toksinlere geçişle ilgili hayal gücünü muazzam risklerle ilişkilendirerek bu sonuca varmaktadır. Bu hayal gücünün temelinde insanların sadece çevreyi değil birbirini de kirlettiği düşüncesi yatmaktadır. Ayrıca insan ilişkilerinin toksik olarak yeniden tarif edilmesi bu kavramın altında yatan ahlâksal dinamiği de ortaya koymaktadır. Ahlâki anlamda kirlilik kutsal olanın kirletilmesi ve aşağılanmasını kastetmektedir. Buradaki insan ilişkilerindeki kirlilik, tıpkı fiziksel kirlilik gibi gözle görülmeyen ancak hayal gücü ile en kötü şekliyle kurgulanan bir durumdur (Furedi, 2017, ss. 73-74).

Furedi, konuyu hem taciz söylemiyle ilişkilendirmekte hem de insan kirliliğinin etkilerinin de tıpkı toksik atıkların etkisi gibi uzun vadeli olduğunun altını çizmektedir. Bütün insan ilişkilerinin toksik bir potansiyel taşıdığını ileri sürenlere göre de bu ilişkilerin dikkatli bir şekilde yönetilmesi ve kontrol edilmesi gerektiğinin şart olduğunu vurguladıklarını aktarmaktadır (Furedi, 2017, s. 131).

Toksik iletişimin sebepleri arasında yer alan dedikodu ya da söylenti, özellikle ülkemizde çok boyutlu bir sosyal olgudur. Psikolojik zararlara yol açabilmesi nedeniyle ayrıca bir şiddet biçimi olarak da değerlendirilebilir. Bu nedenle iletişim becerilerinin geliştirilmesi ve farkındalık çalışmaları dedikodunun olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için oldukça önemlidir (Yılmaz, 2025, s. 106).

Dedikodu ve söylenti kavramlarının sözlük anlamlarına bakıldığında; Türk Dil Kurumu Sözlüğünde dedikodu “başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşma” olarak söylenti ise “ağızdan ağıza dolaşan, kesinlik kazanmayan haber; rivayet” olarak tanımlanmaktadır (TDK). Alanyazında da resmi olmayan başka bir ifadeyle informal bilgiler, paylaşımlar dedikodu ve söylenti olarak açıklanmaktadır.

Örgütlerde ya da kurumlarda dedikodu, informal iletişim kanallarının en yaygın örneklerinden biridir. Örgütsel dedikodu, samimi bir sosyal ortam içerisinde, orada olmayan üçüncü şahıslar hakkında bireysel değerlendirmelere dayalı yapılan olumlu ya da olumsuz konuşmalardır (Foster, 2004, Alicart vd., 2020, s. 2).

Kurumlarda toksik iletişimin aktörleri arasında çalışanlar kadar yöneticiler de bulunmaktadır. Zîrâ yöneticilerin bu konudaki toleransları, toksik iletişimi kurum kültürüne çevirebilir. Örneğin; sürekli dedikodu yapanlara veya iş arkadaşlarına karşı olumsuz tavır takınanlara, dolayısıyla toksik bir çalışma ortamının oluşmasına yol açan çalışanlara, diğer çalışanlar ve yöneticiler tarafından göz yumulması nedeniyle genellikle toksik ilişkiler üzerine kurulu bir kurum kültürüne zemin hazırlanır (Eğinli ve Bitirin, 2008, s. 129). Bu nedenle kurumlarda yöneticilerin dedikodu ve söylentilerin önüne geçerek sağlıklı iletişim ortamlarının sağlanmasında üst kademe olarak rolü oldukça önemlidir.

Kurumlarda yapılan dedikodular çalışanlar arasında yanlış anlamaların ortaya çıkmasına, sorunların çarpıtılmasına ve ilişkilerde güvensizliğin oluşumuna da yol açar. Dolayısıyla verimliliğin ve motivasyonun düşmesi de kaçınılmaz bir sonuçtur (Demir, 2023). Dedikodu, örgütsel iletişim ağları içinde kaçınılmaz, gerçek ve yaygın bir olgu olarak görülmektedir (Uçan ve Avcı, 2023).

Kapferer’e (1992) göre dedikodu, söylenti ve kadın üçlüsü yaklaşık olarak tüm kültürlerde karşımıza çıkan bir durum iken Grosser ve arkadaşları da (2012) çalışanların %95’inden fazlasının işyerinde dedikodu yaptığını belirtmektedir. Yine eğitim sektöründe yapılan bir çalışmada, işyerinde çalışanların genellikle bireysel faktörleri ile ilgili dedikodu yaptıkları tespit edilerek dedikodunun yoğunluğu günlük, haftalık ya da dönemsel olarak değişirken, örgüt içinde ast kademelerde ve kadınlar arasında daha   çok dedikodu yapıldığı ve hem örgüt hem çalışanlar üzerinde bu durumun çoğunlukla olumsuz sonuçlar doğurduğu sonucu ortaya çıkmıştır (Çoban, 2025, s.1845). Diğer taraftan örgütlerde dedikodu, iş ahlâkına uygun olmayan bir davranış olarak görülmektedir ve üretkenliği de olumsuz etkilediği düşünülerek hoş karşılanmamaktadır (Michelson vd., 2010, s. 372).

Dedikodu ve söylenti yoluyla ortaya çıkan toksik iletişim, kurumlarda istenmeyen bir iletişim şekli olup kurumları yıpratır. Sağlıklı iletişim toksik iletişime dönüştüğü zaman çalışanların kurumdaki işbirliği, kabul görme ve onaylanma gibi olumlu yansımalar yok olur. (Eğinli ve Bitirin, 2008, s. 126).

Toksik iletişimin yaşandığı, zehirli/toksik çalışma ortamları, tüm dünyada milyonlarca çalışanı kapsayan yaygın bir sosyal problemdir. Yüksek düzeylerde kişilerarası çatışmalar, çalışan özerkliğinin eksikliği ve yine yüksek düzeyde düzensizliğin olduğu bu tür çalışma ortamları, çalışanlar ve kurumlar için sorun teşkil eder (Chamberlain, & Hodson, 2010, s. 455).

Kurum içerisinde toksik bir çalışma ortamını yaratan çeşitli sebepler vardır. Kurumsal toksisiteye (toksik etkinin yayılma ve zarar verme derecesi) neden olabilecek pek çok kaynaktan bahsedilmektedir. Frost (2004) bu kaynakları “kasıt, kabiliyetsizlik, sadakatsizlik, duyarsızlık, ihlal, kurumsal güçler ve çaresizlik” olarak sıralamıştır.

Kurumlarda kişilerarası ilişkilerin yoğun olduğu, özellikle de yüz yüze iletişimin kurulduğu bölümlerde toksik iletişime dair toksik etkilerin yayılma süreci daha kolay işler. Bir kurumda toksisitenin yayılması ile birlikte çalışanlar moral olarak ve zihinsel olarak sağlıklı bir durumdan uzaklaşırlar (Eğinli ve Bitirin, 2008, s. 513).

Toksik iletişim ile işyerinde dışlanma arasında da anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki vardır. İşyerinde dışlanmada, çalışanların kurumsal yapıdan kopmaları üzerine etki eden mekanizmaların rolü vardır. Bu durumda işyerinde toksik iletişim ortamının yol açtığı dışlanma davranışı, kişinin çalışma ortamında, sosyal ilişkileri bağlamında diğer kurum üyeleriyle olan ilişkilerinin bozulması, sosyal bağlarının kopması ve buna bağlı olarak da çalıştığı kurumla bütünleşmenin zorlaşmasına yol açar (Bıyık Çalışkan, 2019, ss. 204-205).

Kurumlarda toksik iletişim sürecinin aktörleri liderler, yöneticiler ve çalışanlardır. Toksik mesajlar zamanla kurum içinde yayılarak kurum kültürünü olumsuz bir yapıya dönüştürür. Toksik iletişimi ortadan kaldırmaktan ziyade oluşumunu önlemek daha etkili ve önemlidir. Bu nedenle kurumlarda toksik iletişimi önlemenin aşamaları arasında:

“Toksik iletişimi fark etmek,

Sınır koymak,

Açık uçlu iletişimden kaçınmak,

Kişileri yargılamaktan kaçınmak,

Azarlamaları/küçük düşürmeleri durdurmak,

Sanal ortamda gerçek olmayan mesajların aktarılmasını önlemek

İlişkiyi bitirmek” yer alır (Eğinli ve Bitirim, 2008, 136-137).

Sonuç olarak günlük yaşamda insanlar sürekli olarak iletişim halindedir. Aynı sosyal ortamı paylaşan bireylerin iletişim kurmamaları imkânsızdır.  Kişisel ve toplumsal bir süreç olan iletişimin toplumsal sonuçlarının altında ise bireysel davranışlar yatar (Cüceloğlu, 1996).  Dolayısıyla iletişimin sağlıklı iletişim şeklinde sürdürülebilmesi önemli ve bireysel çaba isteyen bir süreçtir.

Sağlıklı iletişimin kurulamadığı zaman ve mekânlarda ortaya çıkan toksik iletişim gerek kişisel ilişkilerde gerekse iş hayatında kurumsal ortamlarda iletişim sürecinin olumsuz ve yıpratıcı seyrine yol açmaktadır. Bu olumsuz süreç özellikle bireyi/çalışanı psikolojik olarak etkiler ve bu etki de ister istemez günlük hayatında özellikle iş ortamında moral bozukluğu, motivasyon kaybı, güvensizlik gibi olumsuzluklar yaşatır. Bu nedenle esasında önemli olan toksik iletişimin ortaya çıkmasını engellemek, kaynağında yok etmek ve buna fırsat vermemektir. Özellikle kurumlarda profesyonel insan kaynakları yönetimi ile çalışanların dedikodu ve söylentiye zaman ayırmalarının önüne geçilmelidir. Yöneticiler, kurumsal iletişim yapısını, kurum kültürünü ve kurum iklimini sağlıklı iletişim kanallarıyla destekleyebilir ve informal (resmi olmayan) bilgi paylaşımından ziyade formal (resmi) paylaşımlara önem vererek proaktif yaklaşımlarla toksik iletişimin önüne geçebilir

Anahtar Kelimeler: Toksik, Toksik İletişim, Sağlıklı İletişim, Dedikodu, Söylenti.

Kaynakça

Alicart, H., Cucurell, D., & Marco-Pallarés, J. (2020). Gossip information increases reward-related oscillatory activity. NeuroImage, 210, 1-9. https://doi.org/10.1016/j.neuroimage.2020.116520

Bektaş, M., & Erkal, P. (2015). Örgütlerde Toksisite Davranışları: Toksik Duygu Deneyimleri Ölçeğinin Geçerlilik Ve Güvenirliği Çalışması. Research Journal of Business and Management, 31(4), 519-529.

Bıyık Çalışkan, Ş. (2019). Sosyal Etki Kuramı Bağlamında Kişilerarası Toksik İletişimin İşyerinde Dışlanma Davranışı Üzerine Etkisi. Yüksek Lisans Tezi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

Chamberlain, L. J., & Hodson, R. (2010). Toxic work environments: What helps and what hurts. Sociological Perspectives, 53(4), 455-477.

Cüceloğlu, D. (1996). Yeniden İnsan İnsana. İstanbul: Remzi Kitabevi, 14.Basım.

Çoban,  R.  (2025).  Çalışanların  Örgütsel  Dedikodu Algısı Üzerine  Eğitim  Sektöründe  Fenomenolojik  Bir Araştırma, Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi Dergisi, 60(2), 1824-1851. http://dx.doi.org/10.63556/tisej.2025.1525

Demir, F. (2023). Örgütsel Dedikodu. B. Hırlak (Ed.) Örgütsel Davranış Kavramlar ve Araştırmalar-I içinde (s.319-340), Gaziantep: Özgür Yayınevi.

Eğinli, A., & Bitirim, S. (2008). Kurumsal başarının önündeki engel: Zehirli (toksik) iletişim. Selçuk İletişim5(3), 124-140.

Forward, S. (1990). Toxic Parents: Overcoming the Legacy of Parental Abuse (Londra:Bantam Pres), 5-6

Foster, E. K. (2004). Research on gossip: Taxonomy, methods, and future directions. Review of General Psychology, 8(2), 78-99 https://doi.org/10.1037/1089-2680.8.2.78

Frost, Peter J. (2004). Handling Toxic Emotions: New Challenges for Leaders and Their Organization. Organizational Dynamics.  33(2), 111-127

Furedı, F. (2017). Korku Kültürü-Risk Almamanın Riskleri. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Grosser, T., Kidwell, V., & Labianca, G. J. (2012). Hearing it through the grapevine: Positive and negative workplace gossip. Organizational Dynamics, 41(1),52-61. doi: 10.1016/j.orgdyn.2011.12.007

Güney, S. (2017). Sosyal Psikoloji, Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık. 4. Basım.

Kapferer, J. N. (1992). Dünyanın En Eski Medyası: Dedikodu ve Söylenti. İstanbul: İletişim Yayınları.

Michelson, G., van Iterson, A., & Waddington, K. (2010). Gossip in organizations: Contexts, consequences, and controversies. Group & Organization Management, 35(4), 371-390 https://doi.org/10.1177/1059601109360389

Tıp Terimleri Sözlüğü. (t.y.). https://www.tipterimlerisozlugu.com/toxic.html  

Türk Dil Kurumu. (t.y.).  https://sozluk.gov.tr/

Uçan, F., & Avcı, S. B. (2023). How does abusive supervision affect organisational gossip? Understanding the mediating role of the dark triad. Behavioral Sciences. 13(9), 1-24. https://doi.org/10.3390/ bs13090730

Yılmaz, E. (2025). Dedikodu Kültürü ve Sosyal Dinamikler: İstanbul Örneği. Medeniyet Kültürel Araştırmalar Belleteni, 5(8), 94-107. doi: 10.60051/medbel.1694853.