Öğr. Gör. Dr. Fatma Betül TOPRAK
ORCID: 0000-0003-4687-6393
Ardahan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu
f.betulgorucu@gmail.com
ISBN: 978-605-71074-3-5
Yayın Tarihi: 31.12.2025
Doi: 10.5281/zenodo.18107433
Dijital mekân, dijital teknolojiler aracılığıyla kurulan, süreklilik gösteren ve kullanıcı etkileşimleri yoluyla toplumsal anlam kazanan mekânsal yapılara verilen addır. Bu kavram, çoğu zaman teknik bir alanı veya iletişim altyapısını ifade eden “dijital ortam” kavramından farklıdır. Dijital ortam, veri aktarımı ve iletişim süreçlerinin gerçekleştiği teknik bir zemini tanımlarken; dijital mekân, bu zemin üzerinde ortaya çıkan mekânsal deneyimleri, ilişkileri ve aidiyet biçimlerini kapsar (Löw, 2006; Schroeder, 2008).
Dijital mekân kavramının gelişimi, sanal dünyalar ve çevrimiçi uzamlar üzerine yapılan erken dönem çalışmalara dayanmaktadır. Sanal dünyalar, kullanıcıların eşzamanlı olarak varlık gösterebildiği, sürekliliğe sahip ve ortak bir mekânsal algı üreten dijital yapılar olarak tanımlanmaktadır (Koster, 2013). Bu yapılar, yalnızca görsel ya da işlevsel alanlar değil, kullanıcıların etkileşimleri aracılığıyla sosyal ve sembolik anlamlar üreten mekânsal düzenlemelerdir (Boellstorff, 2015).
Dijital Mekânın Ortaya Çıkışı
Dijital mekânların ortaya çıkışı, bilişim teknolojilerindeki gelişmeler ve küresel ölçekte artan bağlantısallıkla doğrudan ilişkilidir. İnternetin yaygınlaşması, mobil teknolojiler, sosyal medya platformları ve etkileşimli dijital sistemler, mekânın üretim ve deneyimlenme biçimlerini dönüştürmüştür. Bu dönüşüm, mekânı fiziksel sınırlardan bağımsız, yeniden düzenlenebilir ve çok katmanlı bir yapı hâline getirmiştir (Castells, 2013). Dijital mekân, bu bağlamda, ağlar üzerinden kurulan ilişkisel bir alan olarak ele alınmaktadır.
Dijital mekânın ayırt edici özelliklerinden biri, fiziksel kısıtlamalara tabi olmamasıdır. Dijital içerikler, farklı biçimlerde çoğaltılabilir, dönüştürülebilir ve eşzamanlı olarak farklı bağlamlarda deneyimlenebilir. Bu durum, dijital mekânların esnek ve değişken bir yapıya sahip olmasını sağlamaktadır (Manovich, 2001). Fiziksel mekânda sabit olan sınırlar, dijital mekânda akışkan ve geçirgen hâle gelmektedir.
Dijital Mekânın Temel Özellikleri
Dijital mekânlar, yalnızca temsil alanları değil, aynı zamanda eylem alanlarıdır. Konum tabanlı sistemler, algoritmalar, büyük veri ve platform mimarileri, kullanıcıların mekânsal deneyimlerini yönlendiren unsurlar hâline gelmiştir. Bu teknolojiler, bireylerin dijital mekânlar içindeki hareketlerini, etkileşimlerini ve görünürlüklerini belirlemektedir (Couldry & Hepp, 2018). Bu yönüyle dijital mekân, iktidar ilişkilerinin ve düzenleme mekanizmalarının yeniden üretildiği bir alan olarak değerlendirilmektedir.
Dijital mekânların “yer” olarak kabul edilip edilemeyeceği, literatürde tartışmalı bir konudur. Fiziksel bir varlığa sahip olmamaları, bu alanların geleneksel yer tanımlarının dışında kalmasına yol açmıştır. Bununla birlikte, araştırmalar dijital mekânların bireylerde aidiyet, süreklilik ve kimlik duyguları yaratabildiğini göstermektedir (Lewicka, 2011; Relph, 2016). Özellikle sanal gerçeklik ve etkileşimli platformlar, dijital mekânların deneyimlenebilir ve anlam yüklü alanlar olarak algılanmasını mümkün kılmaktadır.
Çok kullanıcılı dijital mekânlar, bireylerin aynı dijital uzam içinde etkileşime girdiği ve ortak pratikler geliştirdiği yapılardır. Bu mekânlar, sosyal ilişkilerin süreklilik kazandığı, normların ve rollerin oluştuğu alanlar olarak işlev görmektedir (Schroeder, 2008). Dijital mekânın bu tür yapıları, mekânsal deneyimin yalnızca fiziksel duyularla sınırlı olmadığını, aynı zamanda simgesel ve bilişsel süreçler aracılığıyla da kurulduğunu göstermektedir.
Kuramsal Yaklaşımlar
Dijital mekânların yaygınlaşması, mekânsal algının ağ temelli bir yapıya evrilmesine yol açmıştır. Mekânın anlamı, artık fiziksel konumdan ziyade, ağ içindeki ilişkisel pozisyonlara göre belirlenmektedir (Löw, 2006). Bu durum, yerel ve küresel ölçeklerin iç içe geçmesine neden olmuş; toplumsal etkileşimler çoklu mekânsal bağlamlarda gerçekleşir hâle gelmiştir. Literatürde bu süreç, yerle sınırlı olmayan sosyal ilişkileri tanımlamak üzere “yer-ötesilik” kavramıyla açıklanmaktadır (Appadurai, 1996).
Dijital mekânın analizi, insan ve insan dışı unsurların birlikte ele alındığı yaklaşımlar aracılığıyla derinleşmektedir. Aktör-ağ teorisi, dijital mekânları oluşturan teknolojik altyapıların, yazılımların ve kullanıcıların eşzamanlı etkileşimine odaklanarak, mekânın sabit değil, sürekli yeniden üretilen bir süreç olduğunu vurgulamaktadır (Latour, 2021). Bu perspektife göre dijital mekân, aktörlerin karşılıklı ilişkileri sonucunda şekillenen dinamik bir yapıdır.
Dijital mekân, teknik bir iletişim alanının ötesinde, toplumsal ilişkilerin, kimliklerin ve mekânsal deneyimlerin üretildiği özgül bir yapı olarak tanımlanmaktadır. Fiziksel mekândan farklı olarak esnek, ağ temelli ve çok katmanlı bir niteliğe sahip olan dijital mekân, çağdaş iletişim ve toplum çalışmalarında temel kavramlardan biri hâline gelmiştir.
Anahtar kelimeler: Dijital Mekân, Sanal Mekân, Dijital Ortam, Çevrimiçi Etkileşim, Mekân Algısı.
Kaynakça
Appadurai, A. (1996). Modernity At Large: Cultural Dimensions of Globalization (First Edition). Minneapolis, Minn: University of Minnesota Press.
Boellstorff, T. (2015). Coming of Age in Second Life: An Anthropologist Explores the Virtually Human. Princeton University Press. doi: 10.1515/9781400874101
Castells, M. (2013). Ağ Toplumunun Yükselişi / Enformasyon Çağı: Ekonomi, Toplum ve Kültür Cilt 1 (C. 1; E. Kılıç, Çev.). istanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi.
Couldry, N., & Hepp, A. (2018). The Mediated Construction of Reality. John Wiley & Sons.
Koster, R. (2013). Theory of Fun for Game Design. Sebastopol, Calif.
Latour, B. (2021). Toplumsalı Yeniden Toplama: Aktör-Ağ Teorisine Bir Giriş (N. Bingöl, Çev.). Tellekt.
Lewicka, M. (2011). Place attachment: How far have we come in the last 40 years? Journal of Environmental Psychology, 31(3), 207-230. doi: 10.1016/j.jenvp.2010.10.001
Löw, M. (2006). The Social Construction of Space and Gender. European Journal of Women’s Studies, 13(2), 119-133. doi: 10.1177/1350506806062751
Manovich, L. (2001). The Language of New Media. Cambridge, Mass. ; London: MIT Press.
Relph, E. (2016). The Paradox of Place and the Evolution of Placelessness. İçinde Place and Placelessness Revisited. Routledge.
Schroeder, R. (2008). Defining Virtual Worlds and Virtual Environments. Journal For Virtual Worlds Research, 1(1). doi: 10.4101/jvwr.v1i1.294
